Haberler

13 Mart 2017

Mutlu Doğru, “Milli Tarım Buluşmaları”nda Türk çiftçisinin sesi oldu

 
 
Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, “Çiftçinin maliyetleri düşürülürse bu ülkeyi ne işsiz ne de aşsız bırakırız. Bunun sözünü veriyoruz” dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in de katılımıyla düzenlenen “Milli Tarım Buluşmaları” toplantısının açılışında konuşan Doğru, Dünya Tarım Örgütü tarafından yapılan 2050 yılı projeksiyonlarında, dünya nüfusunun yaklaşık 9,5 milyarı aşacağının öngörüldüğünü ifade ederek, güvenilir gıda ve sürdürülebilir tarıma önemin gün geçtikçe arttığını belirtti.
Tarımın son derece stratejik bir sektör olduğunu her fırsatta dile getirdiklerini kaydeden Doğru, “Ben bu konuda Milli Tarım Projesi’nin açıklanmasını, Türkiye’de tarıma verilen önemin, tarımın stratejik öneminin gösterilmesi açısından çok önemli buluyor ve bu projenin arkasında çiftçiler olarak her zaman olacağımızı buradan açıkça beyan etmek istiyorum. Nasıl ki bir ülkenin güvenliği, yani ulusal savunması; nasıl ki gelecek nesillerimizin eğitimi, öğretimi milli bir projedir, bu ülkenin insanının gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarımı da milli olmalıydı, milli bir proje haline getirilmeliydi. Bu nedenden dolayı Sayın Bakanımızı, Bakanlığımızı ve hükümetimizi Milli Tarım Projesi’nde almış oldukları kararlardan dolayı kutluyor, gelecek nesiller adına tebrik ediyorum. Çünkü bu geleceğimizin de bir güvenliğidir” dedi.
 
BAKANLIĞIN ADINA “MİLLİ” ÖNERİSİ
Tıpkı Milli Savunma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı gibi, Tarım Bakanlığının adının Milli Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak değiştirilmesini öneren Mutlu Doğru, şunları söyledi:
“Bir ülkede tarım yapabilmek için önemli olan iki unsur vardır. Bunlardan bir tanesi hepimizin bildiği gibi toprak, diğeri ise su. Milli Tarım Projesi kapsamında toprağımızı koruyabilmek için alınan çok önemli bir karar var. Toprağımızı biz çiftçiler olarak yeterince koruyabildik mi? Maalesef hayır. Burada bir özeleştiri de yapmak istiyorum. Aşırı sulayarak tuzlandırdık veya salma su ile suladık, erozyonla denizlere gönderdik. En fazla da tarımsal arazilerimizi imara açarak tarım alanlarımızı yok ettik. İşte Milli Tarım Projesi ile alınmış bir kararla, çıkan yasayla 49 ilimizde 141 tarımsal ovamızın SİT alanı ilan edilmesi aslında tarımımızın geleceğine yönelik çok önemli bir karardır. Geriye kalan yaklaşık 40 ovamızın da tarımsal SİT alanı ilan edilerek gelecek nesillerde de tarım yapılmasına olanak verilmesi çok önemli olacaktır. Ben burada Bakanlığımıza ne burada bulunan çiftçi arkadaşlarım ne de ürettiğimiz ürünleri tüketen tüketiciler adına değil, bundan 100 yıl sonra belki tarım yapabilecek, çiftçilik yapabilecek çiftçilerimiz adına şükranlarımı arz ediyorum.”
 
“SUYUN YÖNETİMİ TARIM BAKANLIĞINDA OLMALI”
Tarımda bir diğer unsurun ise su olduğuna dikkat çeken Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, “Suyumuz hakikaten önemli. Tarımda verimliliği artıran bir unsur. Peki biz ülke olarak su zengini bir ülke miyiz? Maalesef hayır. Uluslararası standartlara göre hatta suyumuz az. Peki suyumuzu doğru kullanabiliyor muyuz? O da maalesef yeterli bir cevap bulamayacaktır. Bu konuda Bakanlığımızın aldığı önemli bir karar vardı. Damlama sulama ile yapılan tarıma Ziraat Bankası aracılığıyla 5 yıl sıfır faizli kredi verilmesi. Bu çok uygun bir karardı. Çok doğru bir karardı. Bugün Türkiye’de en küçük üreticilerimiz bile ürünlerini damlama sulama ile üretme kabiliyetine eriştiler. Bu da sonuçlarını su tasarrufu ile gösterecektir. Ama burada bir şeyin altını çizmek isterim ki Milli Tarım Projesi kapsamında nasıl ki Türkiye’deki suyun yüzde 70’ini çiftçiler kullanıyorsa, o zaman suyu da inanıyorum ki biz yönetmeliyiz. Yani Tarım Bakanlığımız bünyesinde olabilecek bir Devlet Su İşleri (DSİ), bu konuyu daha iyi yönetebilecek diye düşünüyorum. Bu hem benim şahsi hem de görüştüğüm birçok çiftçinin gönlünden geçen bir karardır. Umuyorum ki DSİ’nin yönetimi de yakın zamanda suyu kullanan asıl kullanıcı Tarım Bakanlığına bağlanır” şeklinde konuştu.
 
KAPALI SİSTEM SULAMA PROJESİYLE HEM SU HEM DE ENERJİ TASARRUFU
Adana’da hem su hem enerji tasarrufu sağlayacak önemli bir proje hazırlandığını, fizibilitesinin de tamamlandığını belirten Doğru, şunları söyledi:
“Damlama sulama için, basınçlı su için çok fazla enerji harcamaya başladık. Halbuki Adana’daki Seyhan Baraj Gölü rakım olarak, yükseklik olarak bütün ovayı basınçla sulayabilecek bir konuma sahip. Bunun projeleri, fizibiliteleri hazır. Sadece hükümetimizin onayı gerekiyor. Kapalı sistem sulama. Eğer Adana’da kapalı sistem sulamaya geçersek su tasarrufuyla birlikte inanıyorum ki enerji tasarrufunu da gerçekleştirebileceğiz. Bu konuda da Sayın Bakanımızın desteklerini bekliyoruz.”
 
“HAVZA BAZLI DESTEKLEME İLE VERİMLİLİK ARTACAK”
Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, Milli Tarım Projesi kapsamında havza bazlı destekleme modeline geçileceğini de anımsatarak, “Aslında bu model yanılmıyorsam ilk 2009 yılında gündeme gelmişti. O zaman 30 havza vardı, şu anda 941 havzaya çıktı. Bizim de bu proje ilk gündeme geldiğinde ilk eleştirimiz havzaların çok geniş tutulduğuydu. Mesela Adana’nın içinde bulunduğu havza, Hatay’dan Antalya’ya uzanan geniş bir alanı kapsıyordu. Burada amaç, toprak iklim ve su imkânlarına göre tarımsal üretim, tarımsal verimlilik hangi ürünü ön plana çıkartıyorsa o ürünü bu havzalarda desteklemekti. Ama havza genişliği çok fazla olunca ürün belirlemek de zordu. Yalnız şu anda Milli Tarım Projesi kapsamında çıkan havza desteklemesinde her ilçe bir havza kabul edilip, 941 havza ilan edildi. Ben inanıyorum ki bu havzalarda verimlilik artacak ve üreticilerimizin alın teri daha çok karşılığını bulacaktır. Ancak burada, şunun da altını çizmek istiyorum. Üreticilerimiz arasında yanlış bir anlayış, yanlış bir algı var. ‘Havza bazlı desteklemeye geçeceğiz. Bundan sonra domates ektiğimde domatesim tarlada kalmayacak. Karpuz ekeceğim, karpuz tarlada kalmayacak, para edecek. Devlet buna çare bulacak’ diyor çiftçi. Bu havza bazlı destekleme modelinde sadece 21 ürüne destekleme uygulanacağından, ‘her ürün destek görecek, her ürün para edecek’ diye bir algı ve beklenti içerisine üreticilerimizin girmesini istemiyorum” diye konuştu.
 
DEKTEKLEME ÖDEMELERİ PROJENİN EN ÖNEMLİ AYAĞI
Destekleme ödemelerinin ilk taksitinin Mart ve Nisan aylarında, ikinci taksit ödemelerinin de Eylül ve Ekim aylarında olacak şekilde açıklanmasının, Milli Tarım Projesi’nin en önemli ayaklarından biri olduğunu vurgulayan Doğru, “Biliyorsunuz üreticilerimiz finansal yönden zayıf. Öz sermayeden yoksun. Ve bizim en çok masraf yaptığımız aylar, ekim ayları. Yani tohumları tarla ile buluşturduğumuz aylar. Burada mazot lazım, gübre ve tohum lazım. Eğer desteklemen ilk taksiti Mart ve Nisan aylarında ödenirse çiftçimizin aldığı bu destek, finansmanı için kullandığı bu paranın faizine değil gerçekten kendi üretiminin finansmanına gidecektir. Bu konuda Sayın Bakanımızı ve Tarım Bakanlığımızı kutlamak istiyorum” dedi.
 
“FİYAT FARK DESTEKLERİ ERKEN AÇIKLANMALI”
Ödemelerin erken yapılması kadar bu desteklerin erken açıklanmasının da çok önemli olduğuna işaret eden Doğru, Adana’nın turfanda üretimin yapıldığı önemli bir tarım merkezi olduğuna dikkat çekerek, şöyle devam etti:
“Şu anda mısır üretimimiz neredeyse tamamlanmış durumda. Biz istiyorduk ki yağlı tohumlara biraz daha fazla destek açıklansın ve Çukurova eskisi gibi beyaz altın ovası, pamuğun ön plana çıktığı bir ova olsun. Yüzde 8’ini ürettiğimiz, yüzde 92’sini yurt dışından ithal etiğimiz soyanın üretildiği bir ova olsun. Biz bunu istiyorduk. Bu nedenle bu desteklerin erken açıklanmasını istiyoruz. Ama hiçbir şey için geç değil. Bir an önce eğer mısır, pamuk, soya, ayçiçeği gibi ürünlere fiyat fark destekleri açıklanırsa hiç olmazsa ekimini yapmamış diğer bölgelerde çiftçilerimiz mısır yerine biraz daha yağlı tohumlara kayarak hem mısırın hem de yağlı tohumların piyasada oluşabilecek fiyatlarını da dengelemiş olacaklardır. Bizim buradaki amacımız hiçbir zaman mısır ekmeyelim, çok mısır oldu değil. Mısıra da ihtiyaç var, pamuğa da ihtiyaç var, soyaya da ihtiyaç var. Hepsinin dengeli ekilip, dengeli bir biçimde üçünün de piyasada fiyat istikrarını bulması.”
“ÇİFTÇİ BEKLENTİ İÇİNDE”
Pamuk ve soya üreticilerinin fiyat fark desteği için büyük bir beklenti içerisinde olduğunun altını çizen Doğru, “Açıkçası ben üreticilerimizle de görüştüm. Konuşulan fiyatlar fiyat fark desteği için soyada kilo başına 80 kuruş, pamukta 90 kuruş bir fark ödemesi açıklanması çiftçimizi bu ürünlere yönlendirecek. Türkiye’nin petrolden sonra en fazla döviz ödediği ham yağ açığı ve yağlı tohumların üretiminin yolunu açabiliriz” diye konuştu.
 
“MAZOT KONUSUNDA YAPILACAK AÇIKLAMALARI MERAKLA BEKLİYORUZ”
Üretimde en pahalı, çiftçinin en çok canını yakan girdi olan mazot konusuna da değinen Mutlu Doğru, şunları kaydetti:
“Üreticinin kullandığı mazot her seçim döneminde siyasi malzeme oluyor. Üreticiler olarak biz buna çok üzülüyoruz. Artık buna bir son verilsin istiyoruz. İnşallah Milli Tarım Projesi’yle Sayın Başbakanımızın da açıkladığı gibi mazot fiyatının yarısı devlet tarafından karşılanırsa üreticimiz çok büyük rahatlık içerisine girecektir. Üretimde verimliliğe yansıyacaktır, maliyetleri düşecektir. Ancak mazot fiyatlarının yarısının devlet tarafından nasıl karşılanacağı, bunun uygulamaya nasıl konulacağını da merakla beklemekteyiz. Bizim önerimiz mazot konusunda Avrupa’da bazı ülkelerde başarıyla uygulandığı gibi çiftçiye verilen mazotun renginin değiştirilerek, bu renkteki çiftçi mazotunun üzerindeki sadece vergilerin kaldırılması. Rafineri çıkış fiyatıyla çiftçi bu mazotu alsın. Biz buna da razıyız. Bu konuda da açıklamaları üreticilerimiz merakla beklemektedir.”
 
“DON PERVANELERİNDE KDV KALDIRILMALI”
Doğru, bir zaman bembeyaz pamuk tarlalarının bulunduğu Çukurova’da son dönemde narenciyenin çok ön plana çıktığını belirterek, “Narenciye bir sektör haline geldi. Narenciye üreticilerimizin de bazı sıkıntıları var. Narenciye; ihracatıyla, 1 milyar doları aşan döviz getirisiyle, ülkemiz için önemli bir tarımsal kaynak haline geldi. Fakat mevsimsel olarak don felaketiyle karşılaştık. Bu yıl bunu çok fazla yaşadık. Don pervaneleri dışında narenciyeyi koruyacak her hangi bir şey de yok. Bu nedenle don pervanelerine verilen Kırsal Kalkınma Desteği kapsamında yüzde 50 hibe desteğinden dolayı narenciye üreticileri adına teşekkür ediyorum. Ayrıca, narenciyede don pervanelerinin kullanımının önündeki en önemli engellerden birisi maalesef ki yüzde 18 KDV. Maliye Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı ile defalarca bu konuyu görüştük. Çözüm mercii tabii ki Maliye Bakanlığımız. Yüzde 18’lik KDV’nin de don pervaneleri üzerinden kaldırılması çiftçimiz için çok olumlu bir adım olacaktır” ifadelerini kullandı.
 
“AKDENİZ MEYVE SİNEĞİ İLE MÜCADELE DEVLET KONTROLÜNDE YAPILMALI”
Narenciyede bir diğer önemli sorunun ise Akdeniz meyve sineği olduğuna dikkat çeken Doğru, şöyle devam etti:
“Biliyorsunuz ihraç edilen narenciyelerde en fazla geri gönderilme sebebi Akdeniz meyve sineği. Akdeniz meyve sineğinde, Gıda Kontrol Genel Müdürlüğümüzün Hatay bölgesinde bir pilot uygulaması vardı. Burada tuzaklar hazırlanarak, bu tuzaklar ile Akdeniz meyve sineği önlenmişti. Bunun sonuçlarının çok başarılı olduğunu duyuyoruz. Bizim bir isteğimiz var. Narenciye yetişen Hatay’dan Mersin’e kadar bu geniş alanda Akdeniz meyve sineği gibi önemli bir haşere ile mücadelenin devlet kontrolünde, Tarım Bakanlığı bünyesinde entegre olarak yapılması. Bu konuda da gerekli adımların atılmasını bekliyorum.”
 
TARIM BAKANINA İSTİHDAM SÖZÜ
Adana Çiftçiler Birliği Başkanı Mutlu Doğru, konuşmasının son bölümünde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla başlayan Ulusal İstihdam Seferberliği’ne dikkat çekerek, sözlerini salondan büyük alkış alan şu ifadelerle tamamladı:
“Sayın Cumhurbaşkanımız gitmiş olduğu toplantılarda istihdamı artırmak için sanayicilerimize ‘kaç kişiyi işe alacaksın’ demişti. Tarıma gönül vermiş çiftçi arkadaşlarım, bu ülkenin 5,7 milyon insanına iş sağlıyor. Türkiye’de yüzde 21 istihdam çiftçi arkadaşlarımın vermiş olduğu iş sayesinde oluyor. Yani aslında Türkiye’nin en büyük fabrikatörleri işte bu salonda oturan çiftçilerimiz. Fabrikaları da dışarıda, açık alan. Sayın Bakanım, buradan Ulusal İstihdam Seferberliği konusunda size biz de bir sözde bulunmak istiyoruz. Eğer maliyetlerimizi düşürerek, çiftçinin elini kolunu bağlayan maliyet kemerini çözerek, ürettiğimiz ürünlerimizi yurt dışına pazarlayabilme, daha iyi rekabet edebilme, katma değer yaratabilme imkânını, desteğini bize verirseniz, bu ülkeyi ne işsiz ne de aşsız bırakırız. Bunun da sözünü size vermek istiyorum.”